« Önceki | Sonraki »

6.1.2008

veda

 Yaşam hücrelerimi yok sayıp bir karar vermemi istiyor cellat benden.


İçimden geçeni söylesem yapmaz biliyorum. Ama yine de denemeden bilemeyiz değil mi:

"Hey aşktan bir haber,
sana sesleniyorum:

Kes ipimi!"

O kadar kolay değil diyor, bir güçsüz gibi kaçacak mısın?

Yaşamdan hücrelerimden vazgeçmemi bekleyen, aşktan bir haber cellat!

"Aşk bu, ölüme eştir!"

...

Bilmem kaçıncı karabasan gecenin sabahı uyandığım.

Yine kan ter içinde kalmışım yatağımda. Elime sol yanıma koyuyorum, hala çarpıyor kalbim. Varlığın bir nebze olsun eksilmemiş ya, en mesut benim. Ya yarın diyorum sonra.

Geceler karabasanlara emanet, sabahlar korkulara...

Sana her zamankinden daha çok ihtiyacım olduğunu haykırıyorum. Feryadım kulaklarımı çınlatıyor, bildiğim tüm insanlar sağır.

Yine de vazgeçmeyeceğim!

Eğer gitmekse, senden değil herkesten olmalı diye, bir bilet alasım geliyor yabancı bir şehre. Arada uğrar mısın, bilmiyorum. Korkulara yer yoktu yanıbaşımızda.

Şimdi kime sığınmalı bilmiyorum.

Yok yok... Gideceğim...

Yeniden başlamalı, hem sensiz, hem kimsesiz. Ardımda birkaç satır bırakmalıyım filmlerden öğrendiğim gibi. Pabucumun tekini ardımda bırakmaksızın gitmeliyim.

Sevgili,

Ben aşkı anlatmaya çalıştım.
Beceremedim.

Yaşamak istedim,
Beceremedim.

En çok senden vazgeçmemi istediler,
Nasıl kıyardım bildiğim tüm heveslere.

Bu bir ceza ise herkes yaşasın istedim. Çünkü ben en saf halimle, bir tek seni sevdim. Ama yasak mısın?

O zaman gittim...

Giderim...

Sormaya çekiniyorum, arkamdan gelir misin?

21.11.2007

Gökyüzünde İki Aşık

Bir gün bir cadının biri, yüreğimin taa içine "aşk" ı koydu. Ne mutlu ki, bu iyiliği sadece bana yapmadı. Bir de işin içinde canımın taa içisi var.

Sonra da kalktı, cadı bizi gökyüzünde koydu, yetmedi orada unuttu.

"Sevgilimle beni."

Biz de hiç sesimizi çıkarmadık, bu bir oyundu sanki. Oyun bozanlık ne haddimize.

Dünyamız artık iki kişilik. Ya da dünya diye bir şey yok. Benim dünyam o, onun dünyası ben.

Dünya gerçekten yaşanası bir yermiş, benim haberim yokmuş.

Meğer hayat buymuş.

Düşle gerçek birbirine girdi oyunda. Ya biri bizi uyandırırsa korkusundan korkmadık hiç. Aşk'a dokunmak kimin haddine. Bu öyle bir cennet ki, yaşanmalı tüm şevkiyle, tebessümüyle, hevesiyle.


Yalnız, bize yetmiyor sadece bizim ermemiz saadete. Gece olup da, yıldızlar bitiverince, dizimizin dibinde, tek tek tutuyoruz yıldızları ve diliyoruz içtenlikle:

Yüreklerden aşk eksik olmasın, tatmayan kalmasın bu erinci diye...

En sevgiyle!